……. ب

yeni tema..
yeni & güzel bir gün..
devamı da güzel olsun..
* * *
13.gün..
Tüm ilk sözleri sen al;
ol gibi,
oku gibi,
aşk gibi…
Son sözü ben örterim üzerime;
öl gibi…

yeni tema..
yeni & güzel bir gün..
devamı da güzel olsun..
* * *
13.gün..
Tüm ilk sözleri sen al;
ol gibi,
oku gibi,
aşk gibi…
Son sözü ben örterim üzerime;
öl gibi…
Matterhorn fotoğraflarımı çeksin istiyorum..
sonra hepsini tek tek odamın duvarına asayım..
hiç fotojenik de değilim aslında..
poz vermeyi de sevmem..
ama işte o karelerde ben de olmalıymışım gibi geldi şimdi..
hayatı fotoğraflardan takip etmek daha mı iyi ne?
sonbahar oldum, sevinci unuttum..

hayat takvimime 4 Ağustos 2008 gününü ilk defa bulgur pilavı yaptığım gün olarak kaydettim.. :)
yemek yapma konusunda tüm hem cinslerim gibi benim de enteresan bir yeteneğim varmış meğer.. oradan buradan izlediklerimle tek başıma gayet de güzel bir deneme yapmış oldum.. annem bu halimi görse duygulanıp ağlardı belki de.. ne de olsa 24 yıllık hayatım süresince tatlıdan başka hiç bir yiyecek yapımında ciddi bir faydamı görmedi kendileri.. hımmm yaptığım köfteler hariç tabi :p
aslında yine bi sürü şey birikmişti..
birşeylerden vazgeçmiş, başka birşeyleri kabullenmiş, hepsinden öte yeni yeni şeyler farketmiştim.. ama şuan inanılmaz keyifliyim.. hayatımın ilk yıllık izin dilimine girdim ve çoook güzel bir tatil beni bekliyor.. üstelik tatile 2 kilo daha vererek başlıyor olmanın inanılmaz hafifliği de söz konusu.. :)
bir de ertelenmiş görüşmeler, ertelenip ertelenip tatil öncesi gerçekleştirilmiş görüşmeler var tabii..
aklım çok karışmıştı, değişik kaygılar içine girmiştim.. olmadığım biri gibi davranmaktan korkmuş, geriye dönüp baktığımda kendime kızmaktan çekinmiştim.. lüzumsuz insanlar aklıma gelmiş, üzülmüştüm..vs. benzer kaygılar tatil dönüşü aynı yerden devam edecek gibi.. ama olsun.. bu gece içimi rahatlattı işte birileri.. güzel birşeyler hissettim.. bu kadarı bile yetermiş aslında yüzümü güldürmek için.. ama anlayamamışlar, ne yazık..
hımm bir de bish’imiz sözlenmek üzereydi geçen hafta..
aileler tanışmıştı felan.. ama konu damat adayının komplekslerine takıldı ve kızımız da konuyu tamamen kapattı.. erkekleri anlamakta hayli güçlük çekiyorum.. tanışırken de biliyordu şartları, şimdi de biliyor.. “madem komplekse girecektin, baştan neden kendine gelmiyorsun ki?” demek istedim o koskoca adama.. bu ikilem, bu insanları oyalama hali niye? yanlış anlaşılma olmasın.. ben sadece güzel bir olayın böyle saçma takıntılar yüzünden iptal edilmesine üzüldüm aslında.. ya da bilmiyorum, bish mutlu olacaktı işte.. :(
neyse böyle işte..
4+ “dönünce görüşelim mutlaka” dedi.. ama giden un4 ile dönen un4 aynı olur mu bilemedim.. zaman hızla geçiyor, ele geçen fırsatları çok iyi değerlendirmek lazım..
sonuç olarak:
un4 15 gün kadar buralarda olamayacak.. belki yüzme kısmından pek hoşlanmayacak ama her türlü spa-masaj olayına girecek:p az önce geçen haftaki mazoşist duygularımla yazdığım yazıyı da yayınladım.. e şimdilik benden bu kadar sevgili okuyucu :)
sevdiğim bir Leman Sam şarkısıyla yazıma son verirken, hepinizi öpüyorum.. :))
sebepsiz can sıkıntılarım var benim..
garip kaygılarım..
ani susuşlarım..
küsmelerim..
kenara çekilişlerim..
bir anda üstünü çizdiğim şeyler var sonra..
& istesem de üstünü çizemeyip kendi kendimi mutsuz edişlerim..
tüm bunlar yaşanırken attığım kahkalar var bir de..
o üzüntü içinde saatlerce güldüğüm zamanlar..
kimseye birşey demeden, içten ağladığım anlar..
eve dönüşlerim var..
sıkkın, bunalmış..
dokunsan ağlayacak modda..
sonra hepsini bir kenara koyuşlarım var..
yokmuş gibi davranmalarım..
“canım yanıyor” diyemeyişlerim..
anlanamamayı kabullenemeyişlerim..
eski şarkılarım da var..
ölmeyen şarkılarım..
her dinleyişte başkaca bir anlam çıkarışlarım..
ardından garip bir iç sızısı..
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
sen bensiz ben sensiz iki pişman gibiyiz
yakışmıyor bize uzaklar..
haftasonu yine un4 gezmedeydi.. bu sefer üşümeye çok müsait bir yerlerde omzumda şalım, ayağımda patiklerimle Ankara’nın bu sıcak günlerine nispet yaptım resmen:p yukarıdaki fotoğraf da oralardan sizler için yakaladığım bir kare işte.. ayhh ne kadar da düşünceliyim:p bakalım aranızdan burayı bilebilen olacak mı :)
oralarda tam 5 yıl önce tanıştığım bir ablayla karşılaştık.. o zamanlar(tam da benim yaşımdayken) 1,5 ay sonraki düğününe çağırmıştı bizi.. meğer o düğün hiç olmamış, üzerine bir çok şey yaşanmış..vs.
& ablanın söylediğine göre; görmek isteyen görür, sevmek isteyen severmiş..
son dakika gelişmesi olarak ise ay kıvrana kıvrana da olsa beklenen cümleyi kurdu.. sanırım artık kısıtlı bir vakti olduğunun farkında kendileri.. ama bazı noktalarda geç kaldığının farkında değil henüz.. çok fena acısını çıkartmak niyetindeyim.. şimdilik bekleme mode on..
diğer taraftan c. istikrarlı bir şekilde yolunda ilerliyor.. kendisini şaşkın bir ifadeyle izliyorum.. azimle çalışan hedefine ulaşıyordu ya hani, korkmuyor değilim.. yine bekleme mode on..
hımmm bir de fala inanmam ama.. kahve falımda beyaz at çıktı bugün.. inanılır gibi değil ama ben bile gördüm yani.. beyaz köpüklerden oluşmuş çok güzel bir at..
“at murattır” dedi arkadaş..
at..?
murat.. ?
sen kimsin yıllardır şarkılarıma sığmayan..???